Özet
VAROLUŞÇULUK PERSPEKTİFİNDEN AZERBAYCAN EDEBİYATI (1960’lı Yıllar)
1960’lı yıllar, Azerbaycan edebiyatında hem estetik hem de felsefi boyutlarıyla önemli bir kırılma dönemi olmuştur. Stalin’in ölümünden sonra oluşan yeni sosyo-politik ortam, edebiyatın ideolojik dogmalardan sıyrılarak bireysel varoluş sorunlarına yönelmesine zemin hazırlamıştır. Bu süreçte György Lukács’ın toplumsal gerçekçilik anlayışı ve Mihail Bahtin’in diyalog-çok seslilik kavramları, edebiyatın yeni yönelimlerinde etkili olmuştur. Varoluşçu felsefenin Kierkegaard’dan Sartre ve Camus’ya uzanan çizgisi, özgürlük, yabancılaşma, yalnızlık ve kimlik gibi sorunları merkeze alarak edebiyatın ufkunu genişletmiştir. Azerbaycan edebiyatında Resul Rıza, Anar, Elçin, Sabir Ahmedov ve İsa Hüseynov gibi yazarlar, bu etkileri eserlerine yansıtarak modern insanın iç dünyasını, ahlaki seçimlerini ve toplumla olan dramatik gerilimini konu edinmişlerdir. Böylece edebiyat, toplumsal meselelerden bireysel kimlik ve psikolojiye yönelmiş; “homo sovetikus” tipinin yerine “düşünen insan” modeli ön plana çıkmıştır. 1960’lı yılların yaratıcılık arayışları, klasik realizmin ölçütlerini yeniden canlandırmış, sosyalist realizmin klişelerinden kurtuluşu hızlandırmış ve modern millî edebiyatın estetik zenginleşmesine katkı sağlamıştır. Bu dönemde zaman kavramı da edebî bir problem olarak yeniden yorumlanmış, eserlerde varoluşçu atmosfer derin bir alt katman olarak kendini göstermiştir.
Anahtar Kelimeler
Varoluşçuluk, Azerbaycan edebiyatı, 1960’lı yıllar, Kimlik ve birey, Modern Realizm