Özet
RASİM ÖZDENÖREN’İN İLK VE SON DÖNEM ÖYKÜLERİNDE KASABADAN KENTE/CEMAATTEN BİREYE DÖNÜŞÜM SÜRECİ
Rasim Özdenören’in ilk dönem öyküleriyle son dönem öyküleri arasında belirgin mekânsal farklılıklar vardır. Yazar, ilk dönem öykülerinde köy ve kasabayı ön planda tutarken son dönem öykülerinde kenti merkezî bir konuma yerleştirmiştir. Özdenören, tercih ettiği bu mekânlar üzerinden gelenekten moderne geçiş sürecinde yaşanan toplumsal dönüşümü çok yönlü olarak yansıtmıştır. İlk dönem öykülerinde birey; ailesiyle ve çevresiyle güçlü ilişkiler kuran, içinde yaşadığı topluma aidiyet duygusuyla bağlanan bir özne olarak konumlandırılır. Buna karşılık, kent hayatının merkeze alındığı son dönem öykülerinde bireyin giderek yalnızlaştığı, kendisine ve çevresine yabancılaştığı, mutsuzluk ve çaresizlik duygularıyla kuşatıldığı görülür. Bu makalede amaç, Rasim Özdenören’in ilk ve son dönem öykülerinde kasabadan kente geçiş sürecini cemaatten bireye dönüşüm bağlamında değerlendirmektir. Çalışmada yazarın ilk dönem öykü kitapları Hastalar ve Işıklar, Çözülme ve Çok Sesli Bir Ölüm’le son dönem öykü kitapları Toz, İmkânsız Öyküler ve Uyumsuzlar karşılaştırmalı metin çözümlemesi yöntemiyle incelenmiştir. Öykülerdeki kasaba kent karşıtlığı üzerinden cemaat bilincinin çözülmesi, aidiyet duygusunun zayıflaması, yabancılaşma ve yalnızlık temaları ele alınmıştır. Bununla birlikte kasabadan kente geçiş sürecinde kadın figürünün yaşadığı dönüşüm de öykü karakterleri çerçevesinde analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler
Rasim Özdenören, öykü, kasaba ve kent, cemaat, yalnızlık, yabancılaşma.