VAROLUŞÇULUK PERSPEKTİFİNDEN AZERBAYCAN EDEBİYATI (1960’lı Yıllar)
(AZERBAİJANİ LİTERATURE FROM AN EXİSTENTİALİST PERSPECTİVE (THE 1960S)
)
|
Yazar
|
:
Dr. Öğr. Üyesi Rovshan MAMMADOV
|
|
|
Türü |
:
Telif
|
|
Baskı Yılı |
:
14
|
|
Sayı |
:
44
|
|
Sayfa |
:
210-221
|
Özet
1960’lı yıllar, Azerbaycan edebiyatında hem estetik hem de felsefi boyutlarıyla önemli bir kırılma dönemi olmuştur. Stalin’in ölümünden sonra oluşan yeni sosyo-politik ortam, edebiyatın ideolojik dogmalardan sıyrılarak bireysel varoluş sorunlarına yönelmesine zemin hazırlamıştır. Bu süreçte György Lukács’ın toplumsal gerçekçilik anlayışı ve Mihail Bahtin’in diyalog-çok seslilik kavramları, edebiyatın yeni yönelimlerinde etkili olmuştur. Varoluşçu felsefenin Kierkegaard’dan Sartre ve Camus’ya uzanan çizgisi, özgürlük, yabancılaşma, yalnızlık ve kimlik gibi sorunları merkeze alarak edebiyatın ufkunu genişletmiştir. Azerbaycan edebiyatında Resul Rıza, Anar, Elçin, Sabir Ahmedov ve İsa Hüseynov gibi yazarlar, bu etkileri eserlerine yansıtarak modern insanın iç dünyasını, ahlaki seçimlerini ve toplumla olan dramatik gerilimini konu edinmişlerdir. Böylece edebiyat, toplumsal meselelerden bireysel kimlik ve psikolojiye yönelmiş; “homo sovetikus” tipinin yerine “düşünen insan” modeli ön plana çıkmıştır. 1960’lı yılların yaratıcılık arayışları, klasik realizmin ölçütlerini yeniden canlandırmış, sosyalist realizmin klişelerinden kurtuluşu hızlandırmış ve modern millî edebiyatın estetik zenginleşmesine katkı sağlamıştır. Bu dönemde zaman kavramı da edebî bir problem olarak yeniden yorumlanmış, eserlerde varoluşçu atmosfer derin bir alt katman olarak kendini göstermiştir.
Anahtar Kelimeler
Varoluşçuluk, Azerbaycan edebiyatı, 1960’lı yıllar, Kimlik ve birey, Modern Realizm
Abstract
The 1960s marked a decisive turning point in Azerbaijani literature, both aesthetically and philosophically. Following Stalin’s death, a new socio-political climate emerged, enabling literature to move away from ideological dogmas and towards existential concerns of the individual. In this period, György Lukács’s theory of social realism and Mikhail Bakhtin’s concepts of dialogue and polyphony significantly influenced literary discourse. Existentialist philosophy-from Kierkegaard to Sartre and Camus-broadened the literary horizon by emphasizing themes of freedom, alienation, solitude, and identity. In Azerbaijani literature, writers such as Rasul Rza, Anar, Elchin, Sabir Ahmadov, and Isa Huseynov reflected these influences in their works, focusing on the inner world of the modern individual, ethical choices, and the dramatic tension between personality and society. Thus, literature shifted from collective social concerns to the exploration of personal identity and psychology, replacing the figure of the “homo sovieticus” with a new model of the “thinking individual.” The creative quests of the 1960s revived the values of classical realism, accelerated the liberation from socialist realist clichés, and enriched the aesthetic depth of modern national literature. Moreover, the notion of time acquired new philosophical and artistic meanings, with existentialist motifs functioning as a profound substratum within the literary fabric.
Keywords
Existentialism, Azerbaijani Literature, 1960s, Identity and Individual, Modern Realism